İçeriğe geç

Karbonhidratlar; Vücuttaki Görevleri, Önemi ve Gıdalardaki Miktarı

Karbonhidratların vücuttaki görev ve işlevleri

Karbonhidratların vücutta üç önemli fonksiyonu vardır;

  1. Birincisi, vücudun başlıca enerji kaynağı olmasıdır.
  2. İkincisi, glikoprotein ve glikolipid formunda vücudun tüm doku ve hücrelerinde yapı malzemesi olarak kullanılmasıdır.
  3. Üçüncüsü ise sindirilemeyen karbonhidratlar olan diyet liflerinin sindirime olan olumlu etkileridir.

Vücudun başlıca yakıtı diyebileceğimiz bileşik glukozdur. Glukoz, en yaygın bulunan karbonhidrat yapıtaşıdır. (Karbonhidrat türleri hakkında detaylı bilgi için bkz. Karbonhidratlar; Tanım, Sınıflandırma ve Özellikleri)

Vücudumuz glukozu, tükettiğimiz gıdalardan sağlayabildiği gibi, proteinleri ve yağları da glukoza çevirme kabiliyetine sahiptir. Yeterince karbonhidrat tüketilmediği takdirde, vücut enerji ihtiyacını proteinlerden ve yağlardan karşılamaktadır. Dolayısıyla karbonhidratlar için, “vücut için dışarıdan alınması zorunlu bir besin öğesi değildir” diye düşünülebilir, ancak bu pek tutarlı bir fikir değildir.

Eğer, vücutta fazladan yağ dokusu mevcutsa, bu durum zayıflamak adına belki iyi bile olabilir. Ancak, eğer vücutta yeterli rezerv mevcut değilse, vücut gereken enerjiyi tüketilen protein ve yağlardan temin etme yoluna gidecektir. Bu durum, tüketilen protein ve yağların, esas işlevlerinde kullanılmamasına neden olabilmektedir. (Proteinlerin vücuttaki görevleri hakkında detaylı bilgi için bkz. Proteinler; Vücuttaki İşlevleri, Protein Kalitesi ve Günlük İhtiyaç, Yağların vücuttaki görevleri hakkında detaylı bilgi için bkz. Yağlar; Vücuttaki İşlevleri, Günlük İhtiyaç ve Kolesterol)

Diğer taraftan, proteinlerden ve yağlardan enerji üretimi, glukozdan enerji üretmek kadar kolay değildir ve derhal vücuttan uzaklaştırılması gereken atıklara da neden olabilmektedir. (Besin öğelerinden enerji üretimi konusunda daha detaylı bilgi için bkz. Enerji Metabolizması I; Vücutta Enerji Üretimi)

Bu nedenle karbonhidratların, hem yapıtaşı işlevleri hem de enerji metabolizmasına katkıları bakımından önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu bağlamda, “karbonhidratların diyetten tamamen çıkarılması gerektiği” yönündeki görüşlerin, özellikle sağlıklı bireyler açısından tutarsız bir yaklaşım olduğu düşünülmektedir. Esasen bu fikir, “benzinle çalışan araca, yakıt olarak motorin konulmalıdır, çünkü benzin oldukça yanıcı bir madde” demek kadar abestir.

Vücudun ana enerji kaynağı glukozdur ve bizler glukozu, karbonhidrat içeren gıdalardan temin ederiz. Protein ve yağların glukoza çevrilebiliyor olması, diyetlerimizden karbonhidratları çıkarabileceğimiz anlamına gelmez. Genellikle, sağlıklı bir beslenme düzeninde tüm besin öğelerinin dengeli ve ölçülü şekilde yer almasının uygun olduğu düşünülmektedir. Elbette, bu değerlendirmeler sağlıklı bireyler açısından genel bir çerçeve sunmayı amaçlamaktadır. Herhangi bir sağlık problemi durumunda, ilgili doktorun ve diyetisyenin beslenme tavsiyesine uyulmalıdır.

Genel beslenme literatüründe, günlük enerji ihtiyacının yaklaşık %50’sinin karbonhidratlardan sağlanabileceği ifade edilmektedir.

Örneğin, günlük 2000 kalori harcayan bir bireyin, bu enerjinin yaklaşık yarısını karbonhidratlardan karşılaması önerilmektedir. 1 gram karbonhidratın 4 kalori enerji sağladığı düşünüldüğünde, günlük yaklaşık 250 gram karbonhidrat alımı uygun olabilir. Bu miktar fazla görünebilir, ancak sadece beynin bile, günlük aktivitelerini yerine getirebilmesi için günde 140 gram kadar glukoza ihtiyaç duyduğu bilinmelidir. (Vücutta harcanan enerji konusunda daha detaylı bilgi için bkz. Enerji Metabolizması II; Vücutta Harcanan Enerji)

Gıdalarda bulunan karbonhidrat miktarı

Hayvansal gıdalar, bir iki istisna dışında, karbonhidrat açısından oldukça fakir gıdalardır. Şöyle ki;

  • Et ve et ürünlerinde genel olarak karbonhidrat bulunmamaktadır.
  • Ciğer, glikojen şeklinde %6 kadar karbonhidrat içermektedir.
  • Balın yaklaşık %75’i karbonhidratlardan oluşmaktadır. Balın içerisinde ekseriyetle fruktoz bulunmaktadır.
  • Sütün yaklaşık %4,7’sini karbonhidrat (laktoz) oluşturmaktadır.

Karbonhidratların temel kaynağı bitkisel gıdalardır.

  • Bir dilim ekmekte 20 gram,
  • Tüketime hazır makarnanın 100 gramında 25 gram,
  • Pirinç pilavının 100 gramında ise yaklaşık 30 gram karbonhidrat bulunmaktadır.
  • Toz şeker, %100 oranında saf karbonhidrattır denilebilir. Toz şeker tüketiminin her ne kadar 2000 yıllık bir geçmişi olsa da günümüzde toz şeker tüketiminin azaltılmasına yönelik görüşlerin doğru olduğu düşünülmektedir.

Bununla birlikte, tam buğday ekmeği gibi lif ve mikrobesinler açısından daha zengin ürünlerin tercih edilmesinin sağlık açısından daha faydalı olabileceği değerlendirilmektedir.

Aşağıdaki tabloda bazı gıdaların içerdiği karbonhidrat miktarı verilmiştir;

bazı gıdaların içerdiği karbonhidrat miktarını gösteren tablo
Bazı gıdaların içerdiği karbonhidrat miktarı

Diyet lifleri

Karbonhidratların vücuttaki ikinci önemli fonksiyonu ise “diyet lifleri” tarafından sergilenmektedir. Diyet lifi, vücut tarafından sindirilemeyen ve enerji kaynağı olarak kullanılamayan selüloz, pektin, hemiselüloz ve lignin gibi karbonhidratlara verilen genel bir addır.

Diyet lifi, enerji vermemekle birlikte bireyde tokluk hissini sağlar; sindirim ve emilim metabolizmalarını düzenler. Bununla birlikte, kalın bağırsakta bulunan probiyotik bakteriler için prebiyotik etki göstererek bağırsak sağlığını destekler.

Diyet lifi, hayvansal gıdalarda bulunmamaktadır. En önemli diyet lifi kaynağı besin grupları ise baklagiller, sert kabuklu meyveler, tahıl ürünleri, sebzeler ve meyvelerdir. Günlük 20-27 gram aralığında diyet lifi tüketiminin sağlık açısından faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Bununla birlikte, lifin aşırı miktarda alınması durumunda bazı vitamin ve minerallerin emiliminin azalabileceği ve bu durumun çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade edilmektedir.

Bu nedenle, günlük diyet lifi alımının genellikle 20–27 gram aralığında tutulmasının faydalı olabileceği, 50 gram ve üzerindeki tüketimlerin ise bazı bireylerde olumsuz etkilere yol açabileceği değerlendirilmektedir.

Aşağıdaki tabloda bazı gıdaların içerdiği diyet lifi miktarı verilmiştir;

Bazı gıdaların içerdiği diyet lifi miktarını gösteren tablo
Bazı gıdaların içerdiği diyet lifi miktarı

Not: Bu makale, bilimsel kaynaklara dayalı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Buradaki içerikler kişiye özel beslenme önerisi niteliği taşımaz. Sağlık durumu ve bireysel ihtiyaçlar doğrultusunda mutlaka bir sağlık profesyoneline veya diyetisyene danışılması önerilir.

Kaynakça

Raymond, J. L., & Morrow, K. (2023). Krause ve Mahan Besin ve Beslenme Bakım Süreci (16. baskı; G. Akbulut, Çev. Ed.). Nobel Tıp Kitabevleri.

Aksoy, M. (Ed.). (2022). Beslenme Biyokimyası (7. baskı). Ankara Nobel Tıp Kitabevleri.

Sencer, E., & Orhan, Y. (2005). Beslenme. İstanbul Medikal Yayıncılık.

Saldamlı, İ. (Ed.). (2021). Gıda Kimyası. Hacettepe Üniversitesi Yayınları.

Bilişli, A. (2012). Gıda Kimyası. Sidas Medya.

World Health Organization. (2023). Carbohydrate intake for adults and children: WHO guideline. World Health Organization.

Reynolds, A., Mann, J., Cummings, J., Winter, N., Mete, E., & Te Morenga, L. (2019). Carbohydrate quality and human health: a series of systematic reviews and meta-analyses. The Lancet, 393(10170), 434–445.


photo of halil ibrahim akgül
Halil İbrahim Akgül, Ph.D., Assist. Prof.
Food Scientist | Academic | Founder & Editor-in-Chief

Halil Ibrahim Akgul, Ph.D., is an Assistant Professor of Food Engineering at Bayburt University, where he works in the Division of Food Sciences within the Faculty of Engineering. He received his B.Sc. in Food Engineering from Akdeniz University in 2010, followed by an M.Sc. and a Ph.D. in Food Engineering from Atatürk University in 2015 and 2020, respectively. His formally recognised academic fields are Food Sciences and Engineering, Food Technologies, Dairy and Dairy Products Technology, and Food Microbiology.

Dr. Akgul has more than fifteen years of professional, research, and academic experience in food science. Between 2011 and 2013, he worked as the food engineer responsible for operations at the Pilot Dairy and Bread Factory of Atatürk University’s Directorate of Agricultural Enterprises. This industrial experience, combined with his subsequent academic research, gave him extensive practical and scientific knowledge of milk processing, dairy production, food quality, hygiene, and product development.

His research is primarily focused on milk and dairy products, dairy microbiology, starter cultures, lactic acid bacteria, exopolysaccharides, butter technology, and the physicochemical, microbiological, sensory, and nutritional properties of foods. His studies have examined the quality and fatty-acid composition of traditional butter, aroma formation in butter produced with different starter cultures, raw-milk quality, the characterisation and antioxidant activity of bacterial exopolysaccharides, traditional dairy products such as çökelek and karın kaymağı, colostrum powder, and the use of fruit-derived ingredients in ice cream production.

His academic record includes peer-reviewed research articles published in national and international journals, including Mljekarstvo, Acta Scientiarum Technology, the Journal of Food Safety and Food Quality, the International Journal of Food Engineering, the Atatürk University Journal of Agricultural Faculty, and ATA Food Journal. Four of the research articles currently listed in his university profile were published in SCI-Expanded-indexed journals. He has also contributed to twelve national and international conference papers and presentations covering dairy products, food microbiology, butter quality, fatty-acid composition, starter cultures, exopolysaccharide-producing bacteria, colostrum, traditional foods, and functional ice-cream formulations.

Dr. Akgul has participated as a researcher or adviser in eleven completed scientific and applied research projects. These projects have addressed the modernisation of pilot dairy-processing facilities; the production and quality characteristics of colostrum powder; the physicochemical and microbiological quality of butter and raw milk; the identification of exopolysaccharide-producing lactic acid bacteria; the development and production optimisation of starter cultures for mould-ripened cheese; the standardisation of traditional dairy products; and the use of sloe berry and persimmon fibre in ice-cream production.

His teaching experience spans undergraduate, associate-degree, and graduate education. The courses he has taught include Food Chemistry, Analytical Chemistry, General Chemistry, Organic Chemistry, Fermented Dairy Products Technology, Butter Production and Processing Technology, Healthy Living and Nutrition, Organic Agriculture and Food, Popular Science, Digital Literacy, and Information Technologies. Through these courses, he combines fundamental food chemistry and engineering principles with dairy technology, nutrition, scientific literacy, and the practical communication of scientific knowledge.

He is the founder and Editor-in-Chief of Gıda ve Sağlık, a multilingual digital publication devoted to food, nutrition, health, food chemistry, food microbiology, and culinary science. Through this platform, he draws upon his academic background, teaching experience, research activity, and practical knowledge of food production to present scientifically grounded information in a detailed and accessible form for an international readership.

Ne keşfetmek istersiniz?