Press "Enter" to skip to content

Güz Yemişi Meyvesi; Özellikleri ve Sağlığa Faydaları

Güz yemişi (Elaeagnus umbellata Thunb.), son zamanlarda yabani meyveler içinde en çok dikkat çeken türler arasında yer almaktadır.  Güz yemişi bitkisi Elaeagnaceae ailesine ait çalı formunda bir bitki olup, meyveleri ülkemizde “Japon iğdesi”, “kutsal zeytin” ya da “güz zeytini” olarak da anılmaktadır. İngilizcesi “autumn olive”, yani güz zeytinidir; kuvvetle muhtemel ki meyvenin adı, İngilizce’den dilimize geçmiştir.

Yaprak döken güz yemişi bitkisi giderek artan yoğunlukta yaprak birikimine sahip dikenli bir bitki türüdür. Güz yemişinin çiçekleri 4 bölmeli olup sarı beyaz ve güzel kokuludur.

Güz yemişi bitkisi

Genellikle güz yemişi meyveleri Eylül ya da Ekim aylarında olgunlaşmaktadır. Elaeagnus umbellat bitkisi, atmosferik azotu köklerindeki aktinomisetler aracılığı ile depolayabildiğinden en verimsiz topraklarda bile hayatta kalma yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla toprağın verimini de arttırmaktadır. Güz yemişi bitkisi, gölge ve sulak alanlar dışında her koşulda kolaylıkla yetişebilme özelliğine sahiptir ve güneşi sevmektedir.

Güz yemişinin Güney Avrupa ve Doğu Asya’da doğal olarak yetiştiği bilinmektedir. Kışın yaprağını döken, 6 ila 9 metre uzunluğa kadar büyüyebilen çalı formunda bir bitkidir. Ayrıca küçük ağaç sınıfının bir üyesi olarak da kabul edilmektedir. Güz yemişi çalısı, yoğun dalları sayesinde oval yapıya sahiptir.

Güz yemişi bitkisi, farklı amaçlar doğrultusunda değerlendirilebilen bir bitki türüdür. Elaeagnus umbellat bitkisinin meyvelerinin gıda olarak değerlendirilmesinin yanı sıra, engebeli arazilerde ya da yol yakınlarındaki meyilli alanlarda kaymanın engellenmesi amacıyla ve yol süslemelerinde süs bitkisi olarak da kullanıldığı bilinmektedir. Hatta süs bitkisi olarak kullanımı son dönemlerde oldukça popüler hale gelmiştir, denilebilir.  

Bunlara ilaveten, güz yemişi bitkisi rüzgâr kıran, çit bitkisi ya da çevre düzenlemede veya maden alanlarındaki kötü görüntünün giderilmesi amacıyla da kullanılabilmektedir. Tarımsal uygulamalarda toprak koruyucu ve besleyici özelliği nedeni ile verimsiz alanların ağaçlandırılmasında kullanımının olması bu bitkiye büyük bir önem katmaktadır.

Şurası ilginçtir ki, güz yemişi bitkisi 1800’lü yıllarda anavatanı olan Çin, Kore ve Japonya’dan, erozyon kontrolü için Amerika’ya götürülmüştür. Sonraları besin değeri ortaya çıkınca üretimi teşvik edilerek pek çok yerde yetiştirilmeye başlamıştır. Yani, başlarda Dünya’da yayılmasını sağlayan etken, meyvenin besleyiciliği değil, bitkinin erozyona karşı doğal bir mücadele yöntemi olmasıydı.

Bununla birlikte, güz yemişi bitkisi, kuşlar ve diğer memeli hayvanların tükettiği meyvelerdeki çekirdekler vasıtasıyla kolayca yayılabilmektedir. Bu nedenle kontrol edilmezse bulunduğu alanı kolayca istila etme potansiyeli bulunmaktadır.

Güz yemişi meyvesi, taze veya kurutularak tüketilebilmektedir. Ayrıca, pestil, meyve suyu, reçel, jöle ve sos olarak ya da bu ürünlere katkı olarak da kullanılmaktadır. Güz yemişi meyvesinin sağlık açısından önemli faydalarının olduğu ve iyi bir enerji kaynağı olduğunun ortaya çıkması ile birlikte yaprak, kök ve çiçekleri de ilaç sanayinde kullanılmaya başlanmıştır.

Güz yemişi meyvesi besin değeri açısından oldukça zengindir. Antioksidanlar başta olmak üzere yüksek oranda fitokimyasal bulundurması nedeni ile, dengeli ve sağlıklı diyet uygulamalarının da önemli bir parçası haline gelme potansiyeli bulunmaktadır.

Besin içeriği açısından, güz yemişi denince akla ilk olarak “likopen” gelmektedir. Öyle ki, 100 gram güz yemişi meyvesinde aynı miktardaki domatese göre 7 ila 17 kat daha fazla likopen içeriği bulunduğu belirtilmektedir. Bilindiği üzere, domates likopen açısından en zengin olan meyve/sebzeler arasında yer almaktadır. Domatesin 100 gramında yaklaşık 3 mg likopen bulunurken, bu değer güz yemişinde 58 mg’dır.

Likopen, meyve ve sebzeler de doğal olarak bulunan karotenoidler sınıfından bir pigment türüdür. Araştırma sonucunda likopenin aktif olarak akciğer kanseri, prostat kanseri, meme kanseri ve kalp dokusu dejenerasyonunu önlediği belirlenmiştir. Likopen özellikle domateste yüksek oranda bulunmasının yanında karpuz ve pembe greyfurtta da bulunmaktadır. Birçok çalışmada likopenin miyokard enfarktüsü ve prostat kanseri dâhil olmak üzere çeşitli kanser türlerine karşı koruduğu ortaya konulmuştur. (Likopenin sağlığa faydaları ve zengin gıdalar hakkında daha detaylı bilgi için bkz. Likopen; Sağlığa Faydaları ve Zengin Gıdalar)

Bilimsel çalışmalar, güz yemişinin (Elaeagnus umbellata) likopenin yanı sıra diğer birçok besin ve fitokimyasal bileşen bakımından da oldukça iyi bir kaynak olduğunu göstermektedir. Örneğin sağlık açısından oldukça önemli olduğu bilinen A, C ve E vitaminleri, esansiyel yağ asitleri, flavonoidler, β-karoten ve protein bakımından oldukça zengin bir meyve olduğu, birçok çalışma tarafından ortaya konulmuştur. İlaveten güz yemişi meyvesinin kalsiyum, bor, potasyum, karbonhidrat, bakır, fosfor, lif, yağ, folik asit, demir, magnezyum, manganez, triptofan ve çinko açısından da oldukça zengin olduğu bildirilmektedir.

Güz yemişi anlatılan özellik ve içerikleri bakımından çok iyi bir antioksidan kaynağıdır ve antimikrobiyal özelliğe sahiptir. Buradan hareketle bir kısım kanser türlerinin ortaya çıkma ihtimalini azaltabilen bir gıdadır.

Bununla birlikte kolestrol seviyesi üzerine negatif düzenleyici olduğu, kardiyovasküler sistem üzerine kolestrolün negatif etkisini azalttığı ve baskıladığı düşünülmektedir. İlaveten bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olduğu bildirilmektedir.

Güz zeytini, birçok ülkede yeni tanınmış olsa da anavatanında çok uzun bir zamandır kullanıldığı ve belirli hastalıkların tedavisinde kullanıldığı ifade edilmektedir. Birçok çalışma tarafından Çin geleneksel halk hekimliğinde astım, öksürük, basur, ağız kokusu, eklem iltihapları, kaşıntı, travmatik hasarlar, genel vücut ağrıları, kas ağrısı, el ve ayaklardaki güç kaybı, sindirim zorlukları ve ishal tedavisinde kullanıldığı belirtilmektedir. Bunların yanı sıra akciğere de iyi geldiği bildirilmektedir.

Yukarıda bahsi geçen bilgilerin ışığında güz yemişinin, sağlıklı ve hastalığı önleyici beslenme alışkanlıklarının müthiş bir hızda arttığı günümüzde, öne çıkan fonksiyonel gıdalardan biri olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu tür gıdalara olan ilginin her geçen gün daha da artacağı ön görülmektedir.

Bununla birlikte güz yemişi, yeni çeşitleri ile organik yapısı ve yüksek gelir getiren özelliği ile de dikkatleri üzerine çekmeye başarmıştır. Son zamanlarda anavatanının dışında birçok ülkede güz yemişi yetiştiriciliği artmakta; kültüre alınmaya çalışılmakta ve endüstriyel/ekonomik bir ürüne dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Bu meyvenin ıslah çalışmaları ile birlikte, kültürel üretim yöntemlerinin geliştirilmesi ve verim miktarının çoğaltılması üzerine yoğunlaşılmıştır. Bu çalışmalarda fonksiyonel kalitesi bakımından katma değeri oldukça yüksek meyveler arasında yer alabilmesi amaçlanmaktadır. Sonraki aşamada ise yeni prosesler sayesinde yeni gıda ürünlerine işlenmesi ve farklı ürünler içinde tüketiminin artırılabileceği düşünülmektedir.

Güz zeytini, dünyanın birçok coğrafi bölgesinde kendiliğinden yetişebileceği bilinmektedir. Bu nedenle birçok ülke güz yemişi üretimi ve verimini artırarak kendi ekonomisine ve gıda endüstrisine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu konuda birçok ülkede teşvik edici uygulamalar da yapılmaktadır. Önümüzdeki süreçte güz yemişi meyvesinin farklı formlarda ya da farklı ürünlere işlenmiş olarak insanların tüketimine sunulacağı öngörülmektedir.

Yapılan birçok araştırma, yabani meyvelerin çeşitli antioksidan, antiinflamatuar (ağrı kesici, ateş düşürücü), antimikrobiyal ve anti-kanser aktivitesi gibi birçok önemli özelliklerinin olduğunu göstermektedir. Bu durum yabani meyvelerin çeşitli kronik hastalıkların ortaya çıkmasının engellenmesi ya da tedavi edilmesi için fonksiyonel gıda veya ilaç olarak kullanım potansiyelinin olduğu anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, yabani meyvelere olan ilgi eksikliğinin ve hatta ihmal edilmelerinin yanı sıra kabul edilebilirlik ve erişilebilirlik konusunda problemleri de vardır. Bu bakımdan yabani ürünlerin yetiştiği yerlerden sofralarımıza getirilebilmesi için çalışmalar yapılması gerekmektedir. Güz yemişi de, tüm yönleriyle bilinmesi ve tüketiminin yaygınlaştırılması gereken bir meyve olarak öne çıkmaktadır.

Yararlanılan Kaynaklar

C. Bvenura, and D. Sivakumar, “The role of wild fruits and vegetables in delivering a balanced and healthy,” Food Research International, 99: 15-30, 2017.

A. Bayraktar, N. Yıldırım, F. Atar and İ. Turna, “Effects of some auxins on propagation by hardwood cutting of autumn olive (Elaeagnus umbellata Thunb.),” Turkish Journal of Forestry Research, 5:2, 112-116 DOI: https://doi.org/10.17568/ogmoad.401438, 2018.

Ö. Çakır, H. Yıldız, B. Tüysüz, N. Karataş, “Evaluation of Lycopene Content in the Elaeagnus umbellata Thunb.” 3rd International Conference on Advanced Engineering Technologies, 19-21 September 2019, Bayburt, Türkiye.


Be First to Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *